Huzur romanının Suat'ı

 Huzur romanının Suat'ı 

Suat karakteri bir kürdana benzer. Gidecek iki ucu da batar insana. Kendisi varoluşçu-nihilist bir karakterdir. Ahlaktan ve Allah'tan yoksundur. Ucuz zevk ve günahlar ona mübahtır. Kararlar düşünülerek değil istenilerek o anda yapılır. İhsan'ın ruh ahenginden çok uzaktır. İnsanın içindeki hayvanı zapt edebilenlerin doğuştan kaptan oluşlarına dikkat çeker. Raskolnikov'un olağanüstü insan modeline uygundur düşündükleri. Burada bir zıtlık vardır. İnsan hem kendini inşa ederken hem de nasıl doğuştan kaptan olabilir. İnsan inşası İhsan'da da vardır. Belki İhsan'a karşı gelmek için kaptan kavramını kullanır. Suat zıtlıkların adamıdır. Bu da bir örneğidir. Suat, Mümtaz gibi hayallerde yaşamaz. Gerçeğin sefaleti, açlığı, rezilliğini iyi bilir. Mümtaz aşık olunca hayatı rengarenk görürken, Suat(aşık olduğu şüpheli) hayatı gerçek renkleriyle görür. Ölümünü beraberinde taşır. Bu yüzden insanın yaptıkları, yapacakları anlamsızdır. Okuyacağı bütün kitaplar, konuşacağı bütün yüzler bir gün yok olacaktır. Bu açığın yalnız Tanrıyla kapanacağını bildiğinden onu arar. Mutlakiyet arar. Mutluluğun ancak sonsuzlukta olacağını bilir. Bu dünyada mutluluk geçici ve yanıltıcıdır. Sonsuz cennet fikri yoksa mutluluk da yoktur. Bu bedendeysek mutluluk yoktur. Etrafımızda sefil insanlar varsa mutluluk yoktur. Ölüm varsa mutluluk yoktur. Suat, Mümtaz'ın aksine sanatçı ruhla, bugünsüz, acelesiz yaşayamaz. Rakı sofrasında arka arkaya içmesi, intiharla ölümünü erkene alması hep aceledendir. Mümtaz'a hikaye yazdırması hep aceledendir. Suat'ın ayak sesleri diyeceğimiz sayfa 47'de Mümtaz'ın bir başka Suat ile konuşmasına tanık oluruz. Ayrıca dönemin Tanrı fikrine ışık tutulur. Tanrının saltanatı sallantıdadır. Sayfa 95'te Suat ile ilk karşılaşma yaşanır. Suat'a sırayla yamyam katil telaşlı katil müntehir denir. Telaşlı katiller isyan hissiyle doludur ve bir takım meseleleri kişiselleştirenlere denir.(Tanrıyla Suat arasındaki ilişki) Müntehirler ise hem etrafına hem kendisine azap çektirenlerdir. Bunu yaptığı intiharda görürüz. Mümtaz ve Nuran'ın ayrılmalarının son sebebi olmuştur. Afife'ye zarar vermiştir. İç muhasebesini bir türlü çözememiştir. Sayfa 97'de okuduklarımızla rahat değiliz söylemi vardır. Okuduklarımız bizi kendimizden uzaklaştırıyor. İhsan, okuduklarımızla kendimize mahsus yeni bir hayat yaramalıyız der. Suat bunu reddeder. Yepyeni bir hayat kurulmayı savunur. Başkasının eseri olan bu dünya ve fikirleri reddeder. Mümtaz karşı çıkar Suat'a. İhsan yeni hayatı bizim kuracağımızı söyler. Biz şekil vereceğiz bu şekli verirken hayat şarkısını yapacaktır der. İhsan geçmişe küsmez, kopmaz, Suat yepyeni ama imkansız bir dünya istiyor. Bu isteği cennet fikrini hatırlatır. Bu dünyada isteği yerine gelmiyorsa başka dünyaya gitmeli. Suat'ın hayatını simsiyah bir ölüm temizleyebilir. Sayfa 100'de insanlık için savaşın zaruri olmasından bahseder. Mümtaz İhsan'a yakın şeyler düşünür. Ölüm var olmasına rağmen insanın cesaret göstermesini söyler. Ütopik düşünmez ama meseleler de çözülmez der. Burada iki tarafa da mesafe vardır. Suat'ın alaycı tavrı çocuğunu aldırırken gülmesi onda şeytani tarafların olduğuna işarettir. Suat'ın olduğu bölümlerde üslup bir anda korkuya dönüşür. Bunu Mümtaz açısından görürüz. Korku, hor görme, ümitsizlik, isyan, hiddet kelimeleri çok geçiyor.( Sayfa 292) Suat sonradan kazanılan hürriyetin bir daha geri zor bırakıldığından, ama şark için doğuştan hür olmasına rağmen her daim hürriyetlerini verdiklerinden bahseder. Suat doğuştan mesuliyet sahibi olmadığını, evliliğinin onu zorba bir adama çevirdiğini söylüyor. Özgürlüğü elinden alınmış bir adamdır Suat. İnsanın insanı bağladığı, "Kainatta her şey insana musallat, en büyük düşman insandır." Kin dolu adam Suat zehrini intiharla açığa çıkardı. Suat özgür irade reddi yapıyor.(Sayfa 304) Suat bakıldığında özgür gibi gözükse de tam zıddını yapıyor. İhsan, Suat'a karşı çıkar. Suat bir hikaye anlatır, Hikayede karısı tarafından tutsak edilmiş bir adam var. Adam karısını öldürüyor, özgür oluyor, kendini asıyor. İhsan öldürmek çare değil diyerek makul olanı temsil ediyor. Suat ahlakın üzerine çıkılır diyor. Suat burada evrensel ahlak reddi yapıyor. İhsan evrensel ahlakı savunur. İyi bir insan değil özgür olmak istiyor Suat. Ancak bu onu tanrılaştırır. İhsan kanla hür olunmaz diyor. İnsan tanrılaşamaz diyor. İhsan başkasına verilen hürriyetin kendisi için geri döneceğini savunuyor. İhsan toplumcu ve panteist bakışı vardır. Suat bireycidir. Başkalarına hürriyet istemek esarettir diyor Suat. İhsan insanların tek olduğunu savunuyor. Suat bunun ferdi bir olay olduğundan bahseder. Bazı insanların doğuştan olağanüstü olduğunu anlatıyor. Ayrıca Suat kelimeleri bilmek değil yaşamak istiyor. Birçok eylemi ahlaksızlıktan değil deneyimlemekten yapıyor. Suat labirentteymiş gibi konuşur, İhsan terkibin peşindedir. Suat geçmişten bağını koparan biriyken, İhsan'ın ona 80 yıl önceki acıları çekiyor demesi ironiktir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CENAZE